Taklamakan Uyuşturucu Madde Kullanma(!) Klavuzu bölüm16SARP BENG

 

184

 

Esrar sarhoşluğu

 

Daha önce söz ettiğimiz Mısır hidivliğinde bir çeşit narkotik polisliği yapmış Fransızca öğretmeni Muallim Şövalye Hasan Bahri esrar sarhoşluğunu eski deyimle dalgasını, yeni deyimle tribini ya da taklasını şöyle anlatıyor...

"Ancak esrar sarhoşu olmak için önce nefes almayı bilmek" lazımdır. Nefes, Hasan Bahri'ye göre, kabakla çekilen dumana derler. Onun demesine göre bugünlerde kullanılan "moruk" sözcüğü o zamanlardan gelmedir ve anlamı esrar sigarasından derin ve sıkı duman alan kişi demektir. Dalgaya gelince bakalım Muallim Bey ne demiş?

 

"Dalga: evet dalga anlatılması lazım bir meçhuldür. Bir esrarkeş için gaye dalgaya düşmektir. Dalga nedir? Dalga işittiğiniz veehle bir bardak suyu Atlas Okyanusu (Bahr-ı muhil-i Atlası) gibi görmek ne de bildiğimiz su dalgası (lenıevücatı) değildir, fikrin sonsuz denizlere (umman-ı bi-payana) dalması ve var olan gerçeklerle (hakayık- ı mevcudad) ve eşya ile meşgul olmasıdır. Düşüncenin derinlik ve genişliği (Vus'at ve payanı) ise insanların bulunduğu -eğilim- düzeyine (seviyelerine) labi'dir."

 

işte şimdilerde trip denilen ve dışarıdan şizofreni tanısı koyduracak denli derin düşünmeler akarken, dış dünya hakkındaki çağrışımlar eğilim düzeyine göre daha çok parçalanır, sağlıklı ve

 

185

 

eğitimli beyin parçalanmayı toplayıp üretime geçebilir ancak parçalanıp toplanamama, konudan konuya laf salatası yapmak da şizofreni tanısı içine giren tanılardır. Ancak şizofren demek için asla yeterli değildir. Gerçi daha önce yine değindiğimiz gibi Mashar Osman sosyolojik altyapı ve inanışları göze almadığından esrar içenleri neredeyse "zararlı" gibi ele almış gibidir, tanılarından suçlama kokusu hiç eksik olmaz. Evet esrar sarhoşluğunda şizofrenik bir yan vardır ama duyuların bu değişikliği içen tarafından algılanır, farklılığın ayırdındadır, bilinçlidir, psikozdaki gibi bir karıştırma ve gerçekten uzaklaşma haline geçme yoktur. Hal böyle olunca, içen kendi vücudunun ayrımında olduğunu düşünür, esrarın birçok etkisi meditasyonla aynıdır ve  meditasyonla  birlikte  etkiler örtüşür.  Şizofreni  tanısında önemli rol oynayan disossasyon, yani çağrışım kopuklukları olsa da bu patolojik düzeyde değildir ve sonuca bağlanır. Yani anlatılan kopuk kopuk başlasa da sonuca şaşırtıcı biçimde bağlanabilir, Hasan Bahri'nin dediği gibi sorhoşlukta çağrışım kopukluğunun sonuca ulaşması içenin "kültürel ve zekâ düzeyiyle bilgi birikimine" bağlıdır. Belki budistlerin kullanım nedenlerinin arasında da aynı nedenler vardır. Dış dünyanın farkındalığı ve vücudun algı değişikliklerini duyumsayarak, aynı zamanda psi-koaktif yapısıyla, esrar kullanıcısı halinden hoşnuttur. Bazı alkolikler ve eroinmanların bağımlılık tedavisinde işe yaradığı görülmüştür.

 

Şimdi tüm bunları söylerken olayın suç ve ceza yanına bakmadan, Demokles'in çocuklarına, krimonologların dediğine bakalım; hem de günümüzden kırk yıl öncesine...

 

1- Esrar, diğer uyuşturucu maddeler gibi, bedeni bir zorunluluk getirmez, yoksunluk nöbeti yoktur.

 

2- Esrar, suça sebep olmaz.

 

3- Deliliğe veya beyin afetlerine neden olmaz.

 

186

 

4- Cinsel etkinlikleri tahrik etmez.

 

5- Halkın sahip olduğu inancın aksine olarak, esrar cazband müzisyenlerinin kudretlerini artırmaz.

 

6r Bununla beraber, kullanılması kişiliği zedelediği ve realiteden kaçma için sağlam olmayan zararlı bir biçim oluşturduğu için esrardan vebadan kaçar gibi kaçmak lazımdır.

 

Tabbii ilk beş maddeyi söyledikten sonra altıncı maddeye gereksinim vardı. Nitekim Ahmet Şükrü Emet, Mazhar Osman'ın eski bir arkadaşı olarak ayağa kalkmış ilk beş maddeye katılmadığını ancak altıncı maddenin "pek yerinde" olduğuna dikkat çekmiştir.

 

Sözünü ettiğimiz belge 1956 yılında İstanbul Ûniversite-si'nde yapılan bir toplantının sonucunda yayınlanmıştır. Toplantıya katılanların arasında Uğur Alacakaptan, Sülhi Dönmezer, Rahmi Duman, Cahit Tanyol gibi çeşitli bilim dallarından öğretim üyeleri vardır.

 

Eski hocaların bir kısmı da Mazhar Osman'ın tüm etkisine karşın o zamanlar esrar ucuz ve yaygın kullanılmasına karşın daha anlayışlı ve hoşgörülüdürler. Onları ABD'nin şu söylemleri de etkilemiştir. (Nevvyork Tıp Akademisi'nin Newyork Belediyesine verdiği rapordan)

 

a- Esrar kullanılması doğrudan doğruya mental ve fiziki çöküntüye yol açmaz.

 

b- Kronik esrar kullananlar ne zaman esrar içmeyi durduracaklarını bilmektedirler. Zira fazla doz, hoş tesiri daima hoş olmayan bir hale çevirmektedir.

 

c- Her ne kadar basit bir psişik itiyad tevlid ederse de ciddi belirtileri olan abstinans (ilaç açlığı) sendromu meydana getirmemektedir. Şu halde kolaylıkla vazgeçilmesi mümkündür.

 

d- Şimdiye kadar esrar yüzünden herhangi bir ölüme rastlanmamıştır.

 

187

 

e- Esrar kullanılması ile seksüel akt ve kriminal davranışlar arasında bağlantı kurulamamıştır.

 

f- Esrar delikanlılık caniliğine sebep olmamaktadır. Fakat cani yaradılışlı çocuklar arasında yaşayış şekilleri ve muhitleri sebebiyle esrar kullananlara sık rastlanmakladır (Uyuşturucu Maddeler Sorunu, Hastürk Yayınları, 1972)

 

Eski tanımlamalara dikkat edilirse sürekli olarak, kullanılan maddelerin bir sonuç değil sebep olduğu üzerinde durulmuştur. Uyuşturucu bağımlılıklarının ve kullanımın bir sonuç olduğunu kabul etmek ise sosyal olarak devlete ve sosyal uygulamacılara yük getiren, insan haklan, bireysel özgürlükler gibi kavramları devreye sokan ağır işlerdir.

 

Esrar, eroinle karşılaştırılamayacak özelliklere sahip olmasına karşın kendine özgü bir yasal yapısı ve toplumsal direnci vardır. Ancak red edilemez ki ülkemizde kültürel anlamda binlerce yıldır tüketilmekte ve belli yörelerde halk arasında kullanımı doğal karşılanmakladır.

 

Esrarın da çok eski bir tarih vardır, konuyla direkt bir ilişkisi olmayan sakalda da çağlara göre anlayışlar değişmiştir. Bir başka deyişle uyuşturucuya bakış çağlara göre değişmiştir. Milattan önce Roma devrinde kadınlara ibrik akıttıran sinekkaydı matruş suratlar 18. yüzyılda sakallı bir yüz olmasaydı, şansı kalmazdı. 16. yüzyılda sarhoş, baygın gözlü gözükmek önemliydi. Esrar da benzeri eğilimleri yaşamıştır. Yalnızca esrar ve sakal mı?.. Cinsellik anlayışları da yüzyıllara göre biçimler almışlardır. Balı'da Antik Yunan'da eşcinselliğin adı bile yokken Ortaçağ ve Yeniçağ Avrupasmda eşcinsellik tü kaka olmuş; buna karşın Osmanlı'da, Batı'da eşcinselliğin hor görüldüğü zamanlarda, eşcinsellik doğal bir yönelim olmuştur. Esrara yöneltilen eski suçlamalardan biri tüketiminin çok olduğu Osmanlı zamanında eşcinselliğin de aynı kesimde yaygın olması dolayısıyla esrar kul-

 

188

 

lananlar da azgınlık yaptığı için "seks doyumunu kaldırıyor, kullananlarda eşcinsellik de yaygındır" bile denilmiştir. Bu arada antik eczacılar tam tersini savunmuş, esrarın cinselliği öldürdüğünü öne sürmüştür. Esrar, Cumhuriyet tarihinin başından beri geleneksel olarak fakir içkisi olmanın aşağılanmasını yaşarken, Balı'nın Doğu ilgisi nedeniyle esen rüzgârla Türkiye'de de yelkenlerinin göğsünü şişirmiştir. Ancak esrarda ve uyuşturucuda yaklaşımlar ele alınırken, bilimsel çizginin devamlılığı ve sosyal çalışmaların zaman içinde temellerini oluşturacak "tarihi" bilgiler ve yaklaşımlar ele alınmıştır. Son yüzyılda toplumdan uzaklaştırıcı bir etkisi olduğu söylenir olmuştur ama, içe dönük yapıdaki insanların esrar kullandıkları da göz önüne alınmış mıdır. Politik olarak da esrar yasağı gerekli midir? Esrara karşı eskiden beri karşıt bir grup olmuştur. Politikaya sardırmış, ancak uyuşturucu hakkında kuşağınının düşüncelerine uyan Babaoğ-lu karşıt yanlardan Dioskorides'den şöyle bir alıntı yapar, "farmakolojisi olan eski üstad, esrarı anüafrodizyak olarak tanımlar ve bu etki günümüz etkilerine uyuyor" der.

 

Aslında 1957 Kollokyumu'nda da "cinsel gücü artırıcı değildir" denildiğine göre bu konuda da bir şüphe vardır. Cinsel konuda kaygıları olan kişiliklerde çağrışım kopuklukları yarattığı için bazı kişilik yapılarında böyle bir şey yani "antiafrodizyak-lık" geçerli olabilir. Kaşar üflcnliler (esrarkeşler) yeni tanıştıkları sevgililerine asla esrar içirmezler, çünkü ilk öföri etkisinin olumsuz olduğu gibi genel bir inanış vardır. Heyecan duyulan cinsel birliktelikler için alkol ya da afyon geleneksel içkilerdir, bu anlamda Dioskorides haklıdır. Esrarın fizik etkilerinin başında taşıkardi olduğunu belirten Babaoğlu'na ek olarak söyleyebileceğimiz, ham esrarın yani kenevir yaprağının taşikardi yaptığıdır, bunun dışında doktorumuz şöyle tanımlar esrar sarhoşluğunu;

 

189

 

"Cannabisin fizik etkilerinin başında konjoktiva damarların-nın dilalasyonu, yani gözlerin kızarması gelir. Bununla birlikte hafif bir taşikardi de olur. Daha yüksek dozlarda ortostatik, yani ayağa kalkmakla ortaya çıkan bir hipertansiyon olur. İştahın artması ve ağız kuruluğu da genel etkilerdendir. "

 

Tansiyon yükselmesine lafımız yok, hatta ayaklarını altına alıp oturanlarda tansiyon düşmesi ve hareketsizliken oluşan uyuşma nedeniyle ayağını kaybetme öyküsü çok anlatılagelmiş-tir. Gerçekten ağız kuruluğu yaptığı doğrudur, bu nedenle polis aramalarında esrar içenler için tükürük deneyi yapılır, esrar sar-hoşluğundaki üflentinin ağzından tek damla tükrük çıkmaz ama o bunun tedbirini limonlu cin içerek almış hem ağzını alkol kokutmuş hemde tükrük azalmasına anlam vermiştir. Çünkü alkolde de ağız kuruması vardır. Bazı kaynaklarda söz edilen üşüme etkisi de özellikle kışları hissedilir. Eroin kullananlar ateşten yanarken esrar içenlerde bir üşüme olur, kan şekeri düşer. Açlık meselesine gelince, iyi esrar bir iki saat sonra deliler gibi bir iştah açılmasına neden olur. Tatlı, tuzlu ne varsa yedir-lir.

 

Esrarın iyisi nedir denilince birçok üflenti için ortaya çıkan büyük bir tartışma başlar. Hangisi iyidir?.. Adapazarı otu mu, Lübnan esrarı mı, Diyarbakır esrarı mı? Kırmızı renkli Lübnan esrarı epeydir büyük şehirlerde kendini göstermese de, sınır illerinde zaman zaman ve ucuz olarak bulunur, çünkü Güneydoğu halkı sevmez. Genelde esrarseverler, yerli yeşil Türk esrarını, Bursa'nın Orhangazi, Gaziantep'in meşhur Nizip esrarını arar durur. Esrarda her zaman söz edilen bir elek ölçütü, iyiliği ölçmekle kullanılır. Eski keşlerin cuk dediği macun şeklinde pişirilen esrar iyi kaliteden, yani ince elekli olanından yapılır, iyi esrar reçinesi dolayısıyla birbirine yapışık su vermeden de kendi kendini tutan, hint kınası rengine yakın, bazen açık sarı, bazen

 

190

 

yeşil bir tozdur. Dişil yapraklar toplandıktan sonra amerikan bezinden çadır odalar içinde dövülür ve elekten geçirilerek bir çeşit fermentosyona uğratılır. Esrar köklerini evlerinde yetiştirenler her ne kadar artık internetten her ayrıntıyı öğrenebiliyorsa da gelenekçiler, kökleri şekerli suda bir gün bekletmeyi akıl ederler. Yoğun su, esrarın içinde etkin madde olan tetrahidro-connibol maddesini yapraklara doğru iter ve böylece "büyük" bir kayıptan kurtulunmuş olur. Gelenekte saplar başaşağı asılarak havada kurutulur, amaç yine etkin maddenin yapraklara doğru ilerlemesidir. Üst yapraklar daha fazla etkin madde içerdiği için her zaman daha kıymetlidir.

 

Kötü esrar ise mis gibi kokmasına karşın buğday kepeği gibi pul puldur. Ancak basma işlemi sırasında suyu biraz fazla verilerek, üstünde hoplanarak parçalanmaması sağlanabilir. Doğal olarak etkisi de zayıftır. Esrara tokat atanlar, yani esrar parası alıp yerine başka bir şey vermek isteyenler ya mis gibi kokan, ancak hiç etkisi olmayan erkek esrarı ya da hint kınasını kullanırlar. Doğal olarak hini kınasının da etkisi yoktur, ancak kokusu da hini kınasıdır. Bu nedenle şüpheye yer vermeyecek derecede kınadır. Erkek esrar katkıda kullanılır, arasına birazcık da hint kınası katarak mal çoğaltılır.

 

191

 

İstanbul'da esrar

 

istanbul'da esrarın çok içildiğiyle öğünen semtdaşlar vardır. Ancak bu tabloya bakınca neredeyse her semtin esrar içicisi olduğu gerçeği gözükür.

 

Avcılar, 70'li yıllardan beri elli gramdan aşağı satmayan ancak iyi esrar satan torbacıların semti olarak bilinir. Daha sonra Almanya'da çalışmış ailelerin, "Almancı" çocuklarının büyümesiyle eroinman nüfusun önemli temsilcileri oluşmuştur.

 

Bakırköy, yıllardır uyuşturucu suçlarında bir numarayı bırakmamıştır. Uyuşturucu konusunda bir alı küllür oluşmuştur. Yine Avcılar'dan sonra eroinman nüfusu halın sayılacak boyutlardadır. Bakırköy'ün idari yapısının parçalanmasıyla ortaya çıkan Bağcılar, Esenler yine Bakırköy içinde sayılan Osmaniye eroinman nüfuslarıyla Bakırköy'ün arkasından gelirler.

 

Cihangir, bitirimleri dolayısıyla esrar konusunda namlı adıyla Pera'nın, yani Beyoğlu'nun sağ desteğindedir. Pera'nın önü arkası kalelerle doludur zaten. Pera, sol yanı Tarlabaşı, Dolapdere'nin altı ve üstü Kurtuluş, Haliç kıyısından kadım kalyoncu semti  Kasımpaşa ve sırtlarından Hacıhüsrev'in göbeğindedir, Boğaz tarafına doğru Galatasaray'ın, altı Tophane'nin adını anmayanın dili kopar. Yakın zamana kadar Kılıç Ali Paşa Hamamı'nda esrar muhabbetlc-

 

192

 

ri dönmüştür. Tophane'nin çingeneleri ve halkı dandik, papik gibi sözcükleri doğurmuş, Osmanlı esrar kullanma biçimini çağrıştıran ayrı bir tarza ve İstanbul uyuşturucu jargonuna imza atmışlardır.

 

Şimdilerin Gültepesi ve Mecidiyeköy adı henüz çıkmamışsa da Boğaz'ın başındaki en büyük alışveriş merkezidir.

 

Sahilden gidince Cankurtaran ve Sultanahmet, Türkiye'de Balı tarzı içimin merkezi semtlerindendir. Sultanahmet'in lojistik ana desteği Cankurtaran'dır. Hippi tarzı içiş, örneğin trip gibi bir terim buradan yayılmıştır. Yıllar içinde içici nüfusun Be-yoğlu'na çıkmasıyla eski önemini yitirmiş gibi gözükse de yerli halkından içeni çoktur.

 

Kumkapı daha çok alkollü lokantalarıyla bilinse de en güzel esrarın satıldığı semtlerden biridir.

 

Kocamuslafapaşa içici ve satıcı nüfusu açısından Beyoğlu, Bakırköy ve Avcılar'dan sonra gelen eski ve köklü bir semttir. Si-livrikapı'ya kadar borusu öter.

 

Sahilden gidince Zeylinburnu nasıl anılmaz?

 

Fatih, Yavuzselim ve Karagümrük, Edirnekapı gibi Haliç sırlı semtler de sıkı delikanlı, gündüz külahlı, gece silahlı, İstanbul efendisi kokan semtlerdir. Edirnekapı Hamamı yine yakın zamanlara kadar kurnabaşı sigara âlemlerinin yaşandığı bir hamamdır. Balal da sahil desteğiyle sırttaki semtlerden hiç geri kalmaz

 

Kadıköy'de Yeldeğirmeni ve Boğaz'a doğru Üsküdar, Anadolu'nun Tophanesi Selamsız, Anadolu yakasının ana bitirim desteğini atarlar. Ümraniye ve Dudullu, Üsküdar desleğindedir.

 

Anadolu yakasının bitirim içicisi hep boğaz ve tepelerde kalır. Sahil tarafında ise, içiciler genelde Avrupa yakasındaki dostlardan destek alırlar.

 

Şöyle genel bir bakışla bile İstanbul'da esrar ve eroin altyapı-

 

193

 

larının kurulduğu gerçeği vardır ki, kimse kendini uyuşturucu bitti diye aldatamaz. Özellikle eroin fırtınaları yıllardır üç beş senelik aralarla gelir ve bağımlılık altyapısı oluşmuş kesimden kurbanlarını alır gider.

Yorum Yaz